Ceyhun Kirimli has a PhD. in Biomedical Engineering with areas of competence in Molecular Biology, Genetics & Biomedical Engineering and Computational Sciences with focus on Development and Design of Biosensors.

http://www.linkedin.com/in/ceyhunkirimli
http://ceyhunkirimli.com

Ad Unit

Showing posts with label books. Show all posts
Showing posts with label books. Show all posts

Friday, December 5, 2014

Extinction Point, Paul Antony Jones

Uzun suredir kitap okumuyordum. Elcim hanim kendi kendine kindle'i ile takiliyor.. O yuzden eve kitap girip cikmiyor.. Benimle de okuduklarini cok nadiren paylasiyor. Ben de her zamanki tembelligimden olsa gerek yeni kitaplar arastirmiyorum. Sonucta da elimi bir kitaba surmeden haftalar haftalar gecirebiliyorum..

Gecenlerde benimki elinde kindle i ile geldi: " Al sen bu kitabi seversin." Benim her seye muhalefet bunyem aninda agzini acti: "Neden?" Kitabin konusunu ogrenince fazla itiraz etmeyi birakip, okumaya basladim. Basladigim gibi de elimden birakmadan bitirdim.



Extinction point (maalesef henuz Turkce'ye cevrilmedi) Paul Antony Jones'un ikinci bilim kurgu romani. Mart 2012'de e-kitap olarak yayinlanmis. Basili kopyasinin yayinlanmasi ise Ocak 2013u bulmus. Jones, web sitesinin takipcileri ile zaman zaman kitaplarini ucretsiz olarak paylasiyor. O yuzden biz de aile olarak kendisini destekliyor ve takip ediyoruz. Yanlis anlasilmasin, belesciligimizden degil, e-kitaplari ve kitap paylasimini destekledigimiz, ustelik yeni kitap basilmasini elimizden geldigince protesto ettigimiz icin.

Jones, Ingiltere dogumlu gazeteci ve yazar. Su anda Nevada'da esi, kedi ve kopekleri ile yasiyor. Nevada'nin iklimine alisamamis olsa gerek, evine girip cikan orumceklerden sikayet ediyor, kendini tanitirken:

Paul Antony Jones

Extinction Point, apokaliptik bilim kurgu alaninin surukleyici orneklerinden. Kitabin fikri gercekten cok carpici. Beni oylesine heyecanlandirdi ki, etkisinden cikamadan kitabi bitirdim, ayni heyacanla da ikinci kitabi indirdim. Extinction Point'in kahramani Emily Baxter, yirmili yaslarinda New York da yalniz basina yasayan bir gazeteci. Siradan bir is gununde, doktor randevusunu beklerken, Avrupa'da kirmizi bir yagmur yagdigini izliyor televizyonda. Profesyonel dejenerasyondan olsa gerek, doktorun ofisinden ayrilinca, bilgi toplayarak eve gidiyor. Yolda da kirmizi yagmura yakalaniyor. Kisa sure sonra da bildigi, icinde yasadigi dunyanin donusmesine taniklik ediyor.

Kitap bittikten sonra ise eksikliklerini ve bana tuhaf gelen yerlerini farketmeye basladim. Ornegin, Emily denen kisi, tanidigi sevdigi herkesin olumune taniklik ederken, bir iki bagiriyor, sonra da aninda bisiklet ile dunya turu planlari kuruyor. Ustelik Emily guya Amerikanin bozkirlarinda buyumus, ciftci bir ailenin kizi ve araba kullanmayi bilmiyor. Inanin bana buyuk sehirler haricinde kuzey Amerika'da araba kullanmamak, okuma yazma bilmemek gibi bir eksiklik.. Ozellikle de bozkirlardan kacmak isteyen gencligin tek cikis yolu arabasina atlayip uzaklasmak. Bu faktoru Emily'nin New York'ta biten hayat hikayesi ile birlestirince ana karakterimiz tum inanilirligini yitiriyor. Cevresindeki gelismeleri-bildigimiz dunyanin sona erisini- bizlere ruhsuz bir tonda haber bildirir gibi aktarmasi ise, okuyucunun Emily ile bag kurmasina engel oluyor. Tum iyimserligimle bunun da profesyonel dejenerasyon olduguna inanmak istesemde, kitap oyle bir noktaya geliyor ki, Jones bile sanki Emily'nin ruhsuzlugu icin bahaneler uydurmaya calisiyor. Kitabin sonunda Emily, elinde kalan son yemegini de yeni arkadasi ile paylasip, kendisi iki tane biskuvi ile aksam yemegi yiyince de kafanizdaki ruhsuz Emily imaji yerle bir oluyor.. Hem zaten o nasil bir karakter ki, kurtlar sofrasi New York'ta daha otuzuna gelmeden en iyi yayin kurumlarindan birinde muhabir olabiliyor???

Ayrica ne demek Alaska'ya bisikletle gitmek?? Kac ay surer o yolculuk? Birisi Jones'a Alaska'nin buradan kuzeyde oldugunu soylesin lutfen..

Serinin ikinci kitabini okumak icin sabirsizlandigim su gunlerde, bu bisiklet hikayesinin fazla uzamamasini umuyorum. Yoksa kitabin fikrinin etkileyiciligi beni daha ne kadar kendisine baglayacak bilemiyorum.

Tuesday, July 29, 2014

Islak Çöl, Gary Hansen, 2007

Hala "6 Bardakta Dunya Tarihi"nin etkisini uzerimden atamadigimdan olsa gerek, "dunyanin temiz sulari ne durumda" ve "ne olacak bu son yillardaki kuraklik" baslikli  arastirmalar yaptim. Her arastirmamda oldugu gibi, yine sonuclar karisik, ama hepsinin birlestigi en onemli nokta, Tom Standage'in de kitabinin sonuç bolumunde degindigi gibi, gelecegimizin temiz su kaynaklarimiza bagli oldugu. Nasil kullandigimiz, ne kadar koruyabildigimiz cok onemli. 2005te hazirlanip imzalanmaya baslanan uluslararasi anlasmaya gore dunya uzerinde her insanin temiz icme suyuna ulasma hakki var, (en azindan 2015e kadar). Dunyanin en genis tatli su kaynaklarina sahip olan 30 milyonluk Kanada'nin bu anlasmayi son imzalayan ulkelerden biri olmasi ise endise verici. Komplo teorilerine dalmak istemem ama bizlerden sakindiklarina gore bu sularla ilgili baska planlari var herhalde diye dusunmeden de edemiyorum.

Arastirmalarim sirasinda Kuzey Amerika'nin can damarlarindan biri olan Kolorado nehri'nin son hali icimi ciz ettirdi. Son 14 yilin kurakligi, besledigi 7 eyaletin nufus yogunlugu ile birlesince Kolorado nehrinin geldigi durum kacinilmaz ve gercekten endise verici.

NY Times'tan kuraklik uzerine makale

Kolorado nehri Amrika'nin guney bati sahilinin ve icerideki genis duzluklerinin neredeyse tek su kaynagi:


Kolorado'nun kuzey dogusundaki daglardan dogup, Meksika sinirlari icindeki Kolorado nehri deltasina dokuluyor. Yukaridaki haritadaki tum goller nehrin uzerindeki baraj golleri. Boylesine kurak bir arazinin ortasindan akan kocaman bir nehir Kolorado, debisi ve su miktari da iklimle paralel olarak yil icinde cok fazla degisiyor. Uzerindeki baraj golleri, kuraklik ve su baskinlarini onlemekte onemli islev goruyor.

Kolorado  Nehri Vadisi'nden bir goruntu.

Baraj gollerinden Lake Powell

Barajlarin kuraklik sonrasi durumu.

Gelelim Islak Col (Wet Desert)'e. Gary Hansen'in ilk romani. Polisiye kurgu dalinda ustalikla yazilmis, icerdigi sayisiz tarihi, teknik ve ekolojik detayla okuyucusunun eline yapisan bir kitap. Keske Turkcesi olsa dedigim baska bir eser.


Yazarimiz Gary Hansen, Utah'da bir ciftlikte dogup buyumus. Elektrik muhendisligi ve isletme masteri yaptiktan sonra, 25 yil Kalifornia'da calismis. Su sporlarina cok merakli. Kalifornia'da yasarken Kolorado nehrini ve uzerindeki baraj gollerini sık sık  ziyaret etme fırsatı bulmus. Ve ilk kitabını da onlar hakkinda yazmaya karar vermiş. 

Kitabın kahramanı Grant Stevens barajlar üzerine uzmanlasmış bir muhendis. Çevre duzenleme ofisinde orta dereceli bir yönetici olarak calışırken, gecici olarak ofisin başına geçiyor. Tam da bu sırada, nehrin üzerindeki barajlardan ilki terörist bir saldırıya uğruyor. Hikayemiz, Grant'in serbest kalan suyu kontrol etme ve güneydeki barajları kurtarma çabasını anlatıyor. Kitabın karakterleri özenle seçilmiş, barajları ve nehri her yönüyle tanımamızı ve olayları takip edebilmemizi sağlıyorlar.

Nemli çöl, klasik bir terörist saldırı kitabı değil, korku salmak ya da politik mesaj vermek gibi kaygıları yok. Profesyonel bir bakış açısıyla, bizlere nehrin ve suyun hikayesini anlatıyor, hem de soluksuz bir serüvenle.

Not: Gary Hansen, kıtabı için gerekli araştımaları yaparken başını belaya sokmayı da başarmış:

Artık nasıl sorular sorduysa...

Not: Maalesef Kolorado nehrini görme fırsatımız henüz olmadı. Bu yüzden de resimlerin hiç biri bana ait değil. Internetten topladım (Wikipedia, Gary Hansenin websitesi ve NY Times sayfasından aldım).


Thursday, July 24, 2014

Alti Bardakta Dunya Tarihi, Tom Standage, 2005

Alti Bardakta Dunya Tarihi. The Economist yazari Tom Standage'in dunya tarihine eglenceli bakis acisini yansitan kitaplarindan biri. Tom Standage, Oxford Universitesi, Bilgisayar Bilimleri bolumu  mezunu ingiliz bir gazeteci ve yazar. Standage web sitesinde profesyonel kariyerini anlatirken, "tarihi faktorlerin bilim, teknoloji ve is dunyasi uzerindeki etkilerini" calistigini ifade ediyor. Diger calismalarinda da Standage'in bu yolda emin adimlarla ilerledigini gormek mumkun.







Tom Standage in tum calismalari:
  • The Turk: The Life and Times of the Eighteenth Century Chess Player 
  • The Victorian Internet 
  • The Neptune File 
  • A History of the World in Six Glasses 
  • The Future of Technology 
  • An Edible History of Humanity 
  • Writing on the Wall: Social Media—The First 2,000 Years 
 "Alti Bardakta Dunya Tarihi"ni ben orjinal dilinde okudum ancak Turkce cevirisi de bulunuyor: Pandora yayinlari-6 Bardakta Dunya Tarihi

Standage kitabinda soz konusu alti icki (bira, sarap, sert ickiler, kahve, cay, kola) nin, insanlik tarihinin alti evresinin belirleyici ve/veya karakteristik ozellikleri oldugunu iddia ediyor. Kitap bu iddia uzerine kurgulanmis. Bu yuzden de bir cok tarihi olay ve faktor kitabin disinda birakilmis. Ornegin 18. yuzyilin baslarinda Ingiltere ve Hollanda'da yasanan Cin cilginligina hic deginmemis Standage kitabinda, cunku bu donem Ingiltere'de Kahve cagina denk geliyor. Aslinda  Ingiltere ve Hollanda'nin globallesme sahnesindeki rolu acisindan onemli bir olay olmasina ragmen kitapta yer bulamamis.

Zaten Standage'in amaci da insanlik yada iceceklerin tarihini bilimsel olarak calismak degil, tarihi donemlere yeni bir bakis acisi getirmek. 6 Bardakta Dunya Tarihi, tuketim maddelerinin insanlik tarihini nasil sekillendirdigini gormek isteyenler icin iyi bir baslangic kitabi. Anlatilan bir cok hikayeyi biliyoruz aslinda, ama kronolojik sirasi ile bir butun olarak gormek, Standage'in akici ve eglenceli anlatimiyla da birlesince karsimiza cok iyi secilmis bir konu ve guel yazilmis bir kitap cikariyor.

Alti Bardakta Dunya Tarihi, bence tarihin nasil yazilip, ogretilmesi gerektigi uzerine iyi bir ornek. Ozetle sıkıcı olarak degerlendirilen insanlik tarihine genel bir bakisin gelebilecegi en eglenceli nokta.

Sunday, July 6, 2014

The Sound of the Wild Snail Eating, Elisabeth Tova Bailey, 2010


(Resim Elisabeth Tova Bailey'nin web sitesinden alinmistir)
Vahsi sumuklubocegin yemek yerken cikardigi sesler, Elisabeth Tova Bailey tarafindan yazilmis ani kitabi. Yazarin ilk kitabi. Benim turkceye cevrilmesini cani gonulden istedigim kitaplardan biri. Kitap kimi okuruna gore (benim gibi) bir ani kitabi, kimi okuruna gore sumuklu boceklerin hayatini inceleyen bir kitap, kimisine gore ise bir hastanin iyilesme evresinin irdelendigi bir eser. Aslinda hepsinden biraz. Elisabeth Tova Bailey hastaligindan once hayatinin tamamini cok aktif olarak geciren bir insan, surekli seyahat ediyor, organizasyonlarda yer aliyor, kendisini yerinde duramayan biri olarak tarif ediyor. Kendi web sitesinden onu daha yakindan taniyabilirsiniz:

http://www.elisabethtovabailey.net/

Elisabeth Tova Bailey, Avrupanin cesitli sehir ve kasabalarini kapsayan bir geziye cikiyor. Bu gezi sirasinda bilinmeyen bir virus kapiyor ve olumden donuyor. Hayati da sonsuza kadar degisiyor. Amerikaya donusunun ardindan ilk bir yilini neredeyse yatalak olarak geciriyor. Eski enerjisine ve hayatina donmesi asla mumkun olmayacagini ogreniyor. Sanirim hareket kabiliyetinin minimuma indigi bu surecte onu en cok bu gercek zorluyor.

Bir gun yakin bir arkadasi bir saksi cicekle kapisinda beliriyor. Cicegin bir ozelligi yok ama arkadasi ilginc bir insan, aldigi cicegin saksisina canli bir sumuklubocek ilistiriyor. Yazarimiz bu hediyenin amacini ilk anda pek kavrayamasa da, gunlerinin ve gecelerinin cogunu bu yeni hayat arkadasini incelemekle geciriyor. Zamanla yerinden yurdundan koparilmis sumuklubocekle birlikte yeni hayatlarina alismaya basliyorlar. Sumuklubocegin saksisi, yerini kocaman bir akvaryuma birakirken, Elisabeth'in de hayata tutunmak icin yeni bir sebebi oluyor.

Oncelikle sumuklubocekler ve gunluk rutinleriyle ilgili arastimalar yapiyor Elisabeth, ogrendiklerini kendi gozlemleriyle birlestirerek bizlerle paylasiyor. Ornegin sumuklubocekler her gece ayni yerde uyumayi severlermis. Sumuklubocekler ile ilgili akliniza hic gelmeyecek bilgilerle dolu Vahsi sumuklubocegin yemek yerken cikardigi sesler. Yazarimiz bilimsel bir bicimde sumuklubocegin hayatini bize anlatmakta o kadar basarili ki, kitap bir cok kitapcida doga ve bilim reyonunda yerini buluyor.

Kitabin insani en cok etkileyen ozelligi, Elisabeth'in hastaligina ve yeni hayatina bakis acisini yansittigi yerler. Eski enerjisine ve kosturmacasina olan ozlemi, yeni hayat arkadasi sumuklubocekle bir bag kurmasina yol aciyor. Cunku sumuklubocegin de zorla alinip getirilidigi bu ortama uyum saglayana kadar ne kadar bocaladigini ama bir an bile pes etmedigini izliyor, kimildayamadan yattigi yerden. Sonra da bir suru odulle taclandirilmis bu kitabi yazmaya karar veriyor.. yerinden yurdundan koparilmis bizim gibilere..

Monday, June 30, 2014

The Worst Hard Time: The Untold Story of Those Who Survived the Great American Dust Bowl by Timothy Egan


 (Resim amazon.com dan alinmistir.)

The Worst Hard Time, New York Times yazari Timothy Egan tarafindan 2006 da yayinlanmis bir tarih kitabi. Kitap buyuk buhran yillarinda orta Amerikada yasanan kuraklik ve kum firtinalarini hayatta kalanlarin hikayeleri ile anlatiyor. Boyle bir kitabin yazilmasi icin belkide son sansini buyuk bir basariyla kullaniyor Egan. Basiminin Katrina kasirgasini takip etmesi ise kitabin daha da fazla ses getirmesinde etkili oluyor. Timothy Egan'la kitap uzerine yapilmis bir soylesiye bu linkten ulasabilirsiniz:

 Houghton Mifflin Books-Interview with Timothy Egan

Benim The Worst Hard Time ile tanismam 100 yillik yalnizlik'i bitirmemden sonra oldu. Uzun sureli kuraklik ve yagislardan hem etkilendim hem de boyle donemleri yasayan insanlarin hikayelerini okumak istedim.  Uye oldugum cevirimici bir kutuphanede buldum The Worst Hard Time'i. Kitabi secerken sahip oldugu odullerden (2006 National Book Award for Nonfiction ve 2006 Washington State Book Award ) ya da o donemde yasananlardan hic mi hic haberim yoktu.

The Worst Hard Time, 1901-1930 donemiyle basliyor. Orta Amerikanin duzluklerinin sonu dusunulmeden tarim arazileri haline getirilmesini tasvir ediyor. 1930da kuraklik basladiginda, bolgenin dogal bitki ortusunu kaybetmis olmasi, kacinilmaz felaketi getiriyor. Sert ruzgarlar ve bitmek bilmeyen kuraklik, binlerce yilda olusmus topragin, kum firtinalari seklinde New York'a, Washington'a kadar herseyi toza bulamasina sebep oluyor.

Kitabin her sayfasinda insanlarin hayata ve topraga tutunma cabalarina sahit oluyoruz. Yasam sartlari ve buna ragmen gosterdikleri mucadele keskin ve dokunakli bir dille anlatiliyor. Kara pazar 14 Nisan 1935'e gelindiginde ise insanlarin doganin karsisindaki acizligi yurek burkuyor.

Bolgeden ayrilanlarin nerdeyse hicbiri geri donmuyor. Goc edenlerin cogu Kalifornia ve Saskatchewan'a yerlesiyor. Gittikleri yerlerde hicbirini musafirperverlik beklemiyor ve yeni hayatllarinin sartlari geride biraktiklarina kiyasla belli belirsiz iyilesiyor. John Steinbeck'in Gazap Uzumleri ile Fareler ve Insanlari, 1930larda toz bulutlarindan kacanlarin hikayelerini anlatiyor.

The Worst Hard Time'i ben Kanada icin uzun sayilabilecek kurak bir donemde okudum. Yagmur yagmayan her gunesli gun, kitabin uzerimdeki etkisini daha da arttirdi. Kurakligin son buldugu gun muthis bir firtina vurdu ve biz ahalicek konferans yolunda 6 saat kadar hava alaninda mahsur kaldik. Hava alanindaki neseli tek insan kimdi tahmin edin?!?

Ve o konferans, kitapta anektodlari gecen Saskatchewan'daydi. Kuzey Amerikanin sonsuz duzlukleriyle boylece tanismis oldum. Buyuk buhranin ve toz firtinalarinin yasandigi yerlere kosesinden de olsa ayak bastim. Bu da kitabin uzerimdeki etkisini sonsuza dek percinledi.

1930-1939 donemi ile ilgili daha fazla bilgi edinmek icin Wikipedia ve sayfadaki kaynakcayi tavsiye ederim:

Dust bowl-Dirty thirties


Bumerang - Yazarkafe