Ceyhun Kirimli has a PhD. in Biomedical Engineering with areas of competence in Molecular Biology, Genetics & Biomedical Engineering and Computational Sciences with focus on Development and Design of Biosensors.

http://www.linkedin.com/in/ceyhunkirimli
http://ceyhunkirimli.com

Ad Unit

Showing posts with label travel. Show all posts
Showing posts with label travel. Show all posts

Wednesday, December 31, 2014

Kenora, Kanada

Yine Kanada'da gecen bir tatil sezonu, ve yine biz evimize tikildik. Inanir misiniz, burada sehri bile suslemiyorlar.. Gecen kis soguktan ve kar firtinasindan ben kacirdim saniyordum, gercekmis, sus mus yokmus, sehir merkezi dedigimiz yerde.. Bu sene bizzat sahit oldum.

Ve sonunda ikna oldum ki: Bu ulkede, ozellikle belli bir enlemin kuzeyinde hayat sadece yazin yasaniyor. Karlar bastirdi mi, her sey de onunla birlikte donuyor sanki. Biz ailece kesinlikle alisamiyoruz. Kafam da almiyor nasil alisilacagini, sanki insanlarin beyninin bir kismi kis uykusuna yatiyor. Bizim icin ise hayat uyuma, yeme icme ve internetten dizi mizi izleme ucgeninde gecip gidiyor..

2015'i heyecanla ve iste bu dusuncelerle bekliyorum.. Beklerken de, 2014'u hatirliyorum. 2014'un hayatima katkilarindan biri bu blog oldu. 2014'te en eglendigim zaman ise, Banff gezimiz idi. Banff'a giderken, Banff'i gezerken ve Banff'tan donerken her ani dolu dolu gecirdik. Ancak hic birini sizlerle paylasmadim.. henuz.. tabi borekler haric :))

2014'un bitmesini beklerken, bu acigimi kapamaya karar verdim. Bu karda kista o yolu gitmeyi gozum yemese gerek, gezimizin son ve bize en yakin duragindan basliyorum anlatmaya:

Kenora, Ontario, Kanada.

Kenora, bizim evden kuzey batiya dogru giderken yolunuza cikacak. 489 km ilerde..


 
Kenora, eyaletin bolgedeki en buyuk yerlesim merkezi. 1688'de Fransiz Jacques De Noyon tarafindan kesfedilene kadar yerlilere ait Ojibway bolgesinin bir parcasiymis. 1732'de Fransiz limani olarak insasina baslanmis. 1763'de Ingilizlerin eline gecmis. O donemde sehrin adi Rat Portage.

Rat Portage'da kalici yerlesimin baslamasi bolgede 1850lerde altin madenlerinin bulunmasi uzerine gelismis. Hudson Bay sirketi 1878 de Rat Portage' a kalici olarak yerlesmis ve 20. yuzyilda altin madenlerinin sayisi yirmiyi bulmus. 1905'te sehrin ismi "Kenora" olarak degistirilmis. Kenora'nin hic bir kelime anlami yok. Bolgede yasayan iki yerli grubun isimlerinin (Keewatin, Norman) ve Rat Portage'in ikiser harflerinin alinmasi ile olusturulmus.

Kenora kurulusundan beri onemli bir liman. Kuzey'deki tum madenleri Manitoba, Ontario ve ABD'nin kuzeyine bagliyor. 1886'da Kanada'nin iki kiyisini birbirine baglayan tren yolunun Kenora'dan (altin madenlerinden mi desem) gecmesi ile sehrin stratejik onemi de artmis.


Sehir merkezi: Main road.. yada bizim HW17'nin bir kismi.. 1932'de insaa edilmis.


 Lake of the Woods'dan bir manzara.


Kenora'ya bir de sahilden bakalim.



Kenora'nin tarihindeki en ilginc donem ise, hangi eyalete ait olduguna karar veremedigi yillar olmus. Yukaridaki ilk haritadan da gorebileceginiz gibi Kenora, Manitoba'nin baskenti Winnipeg'e 2 saat uzaklikta. Ontario'nun geri kalani ile ise pek bir ilgisi yok. En yakin komsulari biziz, dusunun yani..

1870'den 1884'e kadar bir turlu bir karara varamamislar. Halk oylamasina gitmisler, bir sonuc cikmamis. Ottawa'daki hukumet, sehri Manitoba'ya baglamis, cok da begenmemisler. En sonunda, Ingiliz mahkemesi, Kenora'yi Ontario'ya vermis, Ontario, Manitoba ve Minesota'nin sinirlarini belirlemis ve boylece bu tartismaya da son noktayi koymus. Kanada-Amerika sinirinin bu hareketli kismi da bu sekilde belirlenmis olmus.

Gelelim gunumuze.. Kenora gelip gecen Kanadalilar ve Amerikalilar icin turistik kucuk bir kasaba.. Nufusu: 15 bin. Altin arama ve cikarma calismalari biraz kuzeye (Rainy River'a dogru) kaymakla birlikte hala devam ediyor.

Lake of the Woods uzerinde bir suru adanin bulundugu bir gol. Adalari tekne turlari ve deniz ucagiyla gezmek mumkun. Eylul'un 3unde tekne sahipleri dukkani kapatip gitmisler.



Biz daha cok deniz ucagina heves etmistik zaten ama sansimiza kucuk ucagi adanin birine gondermisler, 6 kisilik ucak da bizim butcemizi zorladi. Sonucta ilk ziyaretimizde bize sadece adalara uzaktan bakmak kismet oldu.


Kenora'ya gelecek yaz tekrar gitmeyi ve orada bir hafta gecirmeyi ciddi ciddi dusunuyoruz. Sebep:

bu tekne evler.. Mutfagi, iki yatak odasi ve daracik banyosu ile kiralanmaya hazir. 5 kisiye kadar ev sahipligi yapabiliyor. Yavas yavas adalarin arasinda gezerken, terasinda guneslenmek mumkun. Yalniz ben o suya girmem:


Hatta Elcim yanlislikla dusse, kendi cabalariyla cikmasini beklerim. Jel kivaminda bir gol de hayatimda ilk defa gormus oldum. Nedir o canli mi onlar, bitki mi? Kac hucreli, o ne bicim renk? Ikinci haritaya bir goz atarsaniz, bir de plaj var bunun uzerinde. Dualarim golun o tarafinin morfolojisinin farkli olmasi yonunde..

Halbuki, bizim koyun sulari ne guzel:


Kendi koyumu anlatmaya basladigima gore, hikayemi tamamlamisim sanirim. Oyle ise sizleri Kenora'nin resimleri ile basbasa birakiyorum. gelecek yaz Kenora gezimizde bizlere katilmak isteyenler olursa, her turlu oneriye ve istege acigiz.


4000km araba kullanmis ben. Eve 500km kala hala enerji ve nese doluyum :))


Tekneye binecegim diye tutturmus Elcim.. gelmedi adamlar.. gezemedik.. diye hala uzuluyor..


Kendini avutacak bir arkadas buldu.. Bizim koyde canlilari var. Onlara karsi bu kadar sicak degil neyseki!!


Kenora'nin gol ve liman manzarali restorantlari.. 6 gundur evden uzakta oldugumuz icin alerjilerinden korkan Elcim, sabahtan, yollara dusmeden, otel odasinda bize tostlar hazirladi. O yuzden restoran tavsiyesinde bulunamayacagim.


Golun icindeki o jelimsi sey oksijensiz kalmasin diye golu havalandiran fiskiye.. Gerek yok bence, biraz azalsa gol gole benzeyecek..


 Kenora halkinin tekneleri..


Bize kismet olmayan deniz ucagi..


Elcim'in gozunden ayirmadigi gezi teknesine bir de gol tarafindan bakalim dedik.. Icinde in cin top oynuyordu..

 
Sahildeki organizasyon cadiri. Aksam dugun yada bir toplantiya hazirliyorlardi. Yine de bizim icine oturup piknik yapmamiza izin verdiler sevgili Kenoralilar..



Sehrin muzesi. Ben pek muze insani degilim sanirim.. Icini gezmek aklima bile gelmedi ne yalan soyleyeyim..Internette kucuk ve sevimli bir muze oldugu yaziyor.. Ovguleri okuyunca gelecek yaz planlarimiza dahil etmeye karar verdim. Sehrin hikayesini bir de onlardan dinlemek gerek..


Kenora'dan ayrilmaya hazir, arabasina kavusmus, sofor Ceyhun..


Uzun uzun yollar bizleri bekler..











Sunday, September 14, 2014

Kuzeyin isiklari, Aurora

Gecen Persembe ve Cuma gunleri facebook inledi, kuzeyin isiklari ayagimiza geliyor diye. Biz iki senedir madem kuzeyli olduk, biraz daha kuzeye gidelim de kutup isiklarini izleyelim diye arada sirada tatil plani cikarmaya calisiyoruz. Bizim tembelligimizle yanyana koyunca da oyle milyon kilometrekarelik parklarda kurt, kus, ayilarla 2-3 hafta gecirip, isiklari yakalama umidi ile geceleri nobetleserek uyumak sevimsiz geliyor akla mantiga...

Simdilik bize uyan tek plan buradan Winnipeg'e kadar araba ile gitmek. Oradan ucaga atlayip Churchill, MB ya ulasmak. Churchill'e kara yolu ile ulasim yok.


Churchill sadece kuzey isiklarini gormek isteyen turistlerin degil kutup ayilari ile tanismak isteyenlerin de en favori mekani. Kutup ayilarinin dogal yasam alanlarindan biri.



Bu samimiyet bana fazla .. Bizi kuzeyin isiklari daha cok cezbediyor.. Ustelik ocak-mart aylari arasinda Churchill'e ugrarsaniz, sonuclar da garantili:


Bu donemin ortalama sicakligi -25 civari degisiyor. Tecrubelerime dayanarak bu kendinizi -45e hazirlayin demek. Yine de aklimizi celmiyor degil..

Ilgilelerine Churchill'in web sitesini ekliyorum:

http://www.everythingchurchill.com/

Biz bu kadar merakli iken kuzeyin isiklarina, gecen gunlerin facebook aktivitesi ailemizi cok fena heyecanlandirdi. Ozellikle cuma gunu bizim koy de izlenebilir alanlara girince sevincten havalara uctuk. Once sizlerle ne icin bu kadar heyacanlandigimizi paylasayim.. Kuzeyin isiklari ya da Aurora, gunesteki patlamalar ve firtinalar sonucu meydana gelip kutuplarda geceleri gorulen renkli ve hareket eden isiklar demek. Güneşin etkinligi ile olusan yuklu parcaciklar (plazma) dunyanin cekim gucu ile atmosfere girip, yerin manyetik alanı ve dunyanin donusunun sonucunda kutuplarda hapsoluyor. Bu iyonlar ve atmosferdeki atomlarin arasindaki carpismalar kutuplar cevresinde daire seklinde isimalara sebep oluyor. Gunesteki firtinalarin olusturdugu patlamalarin sayisi ve gucu arttikca, olusan isik dairelerinin parlakligi ve buyuklugu de artiyor.

Iste bu hafta da Gunes uzerinde radyoaktif patlamalarin aktiflestigi bir donem yasadik. Dunya'nin bir cok bolgesi de bu olaydan nasibini aldi.. Biz de sebeplenelim istedik. 


Bu haritada da goruldugu gibi patlamalarin gucu (insanoglunun olcegine gore) 3u gectigi zaman Superioir golunun kuzeyinin Aurora'lari gorme sansi oluyor. Cuma gecesi de o nadir anlardan biri idi. Biz de Kanada'nin uzay hava istasyonunun web sitesini izlemeye basladik.

http://www.spaceweather.gc.ca/index-eng.php

Dedikodulari dinleyerek gece yarisi cayimizi termosa doldurup yollara koyulduk. Once marina'ya ugradik, baktik sehrin isiklari hic bir sey gormemize izin vermiyor, sehir disina cikmaya karar verdik. Once doguya dogru gittik, Kakabeka selalesinin etrafinda biraz dolastik.

Cuma gecesi saat 1, ben ve selale..


Sadece selale???

Sonra biraz da guneye dogru sansimizi deneyelim dedik ve Chippewa park'a gittik. Sehrin o bolgesinde fazla bir medeniyet yok, isik da olmaz diye dusunduk. Ancak tepemiz de kocaman bir bulut ile gol kenarinda yarim saat gecirdikten sonra eve donduk.


Hayir resim simsiyah degil.. Dikkatli bakarsaniz, golu, gokyuzundeki bulutlari ve ilerideki agaclari gorebilirsiniz.

Cayimiz bitince eve donmeye karar verdik. Tam o anda Uzay Hava Istasyonumuz o anda bir aktivite olmadigini ancak 6 saat icerisinde bir firtina beklediklerini iddia etti. Biz de "Wabakimi milli parki"na gitmeye niyetlendik. Oyle bir yerin varligindan neden benim karimin haberi var ve neden gecenin 2sinde Wabakimi diye bir sey tutturdu hic bir fikrim yok. Ama tam eve girmek uzereyken bak bakalim Wabakimi de durum ne imis dedi.. Benim Wabakimi'yi ciddiye almam saat 3 u buldu. Yukaridaki haritadan da gorebilirsiniz, bizim burdan dumduz kuzeye dogru 257 km.

Vahsi hayat yuzunden bizim buralarda gece araba kullanmak tehlikeli, yoksa bu yaziyi Wabakimi'den yaziyordum su anda.. Bizim tereddutlerimiz surerken Uzay Hava Istasyonu firtina baslamadan siddetini dusurdu, biz de pes ettik..

Persembe ve cuma geceleri cekilmis bir kac resim paylasayim sizlerle:

Kaynak: BBC
Yer: Irlanda'nin kuzeyi

Kaynak: Global News
Yer: Cumbria, Ingiltere


Kaynak: Weather Network
Yer: Nova Scotia, Kanada

Sanirim dusundugumuz ve hissettigimiz kadar kuzeyde yasamiyoruz.. O yuzden bize bu fotograflara bakip ic cekmek dusuyor.. kismet.. bir gun tanisacagiz Aurora..


Wednesday, September 10, 2014

Ouimet Canyon, Dorion

Biraz once NYtimes da su makale ile karsilastim:

2014 un son Super Ay'i

9 Eylul gecesi yilin son super buyuk ay'i gozlemlenmis dunyanin dort bir yaninda. Yazinin basligi ise bizim icin yurek burkuyor: "Yilin son super ay'ini kacirdiysaniz uzulmeyin. Insanlarin cektigi fotograflara bir goz atin.." Sonra da neseyle fotograflari siralamislar.. Benim favori fotografim James Bennett isimli bir ingiliz tarafindan Ingiltere sahillerinde cekilmis. Kendi twitter sitesinden goz atabilirsiniz:

Super Ay - James Bennett

Bu nacizane haberin bizim icimizde actigi derin yaraya gelince, aslinda ne Ay'in, ne fotograflari cekenlerin ne de derleyen gazetecinin bir sucu yok. Biz zaten sehir olarak bugun küstük.. Kime mi? Sali sabahi gune basladigimizda hava 20 derece idi. Ben kacirdim ama gun boyunca her ne olduysa aksam eve geldigimizde 5 dereceye dusmus, hala da dusmeye devam ediyordu. O anda panikle "battaniyeler nerde? kac tane yorganimiz var? gocugumun fermuari tamir edildi mi? yeterince erzak var mi evde? kac cesit corba tarifi biliyoruz? sorularina cevap ariyordum. Gozum hic ay may gormedi. Isitici etkisi olmayan hic bir varliga mudanam yok bu gunlerde.

Sehir halkim simdi kendini avutuyor: Neyseki cumaya 15 dereceye cikacakmis. Iyi de yedigimiz 5 derecelik kazigin hesabini kim verecek? Bu soguklarda da yine kutuplarin payi vardir diye suphelenmelerim aklima Ouimet Kanyon'u getirdi.


Ouimet Kanyon, sehrimizin 60 km kadar kuzeyinde, 100 m derinliginde, 2 km uzunlugunda, 150 m genisliginde bir kanyon. Ouimet Kanyon bir dere yatagi degil. 1 milyon yil kadar once buzullarin hareketinin yada erirken olusturduklari suyun basincinin diyabaz kayalarini ortadan yarmasi ile olusmus. Bolgemizin dogal parklarindan biri.

En carpici ozelligi (kendisini bu yazinin bas kahramani bulmasinin da sebebi) kanyonun bitki ortusu. Kanyon tabaninda alpine cicekleri denen kutup ciceklerinden bulmak mumkun. Kutup ciceklerinin dogal yasam alani kanyonun yaklasik 1000 km kuzeyine dusuyor. Kanyon'un son baharda giyindigi renkler ise inanilmaz:

 
Ciceklerin yerlerinden memnun olmasinin su anki hava durumuyla bir baglantisi yok zaten bence!?!?! Onumuz dunyanin geri kalaninda son bahar diye, biz de son bahari bekliyoruz disarda ilk "don" yasanirken, ve bu resimdeki renklerin olusmasi icin sabirsizlaniyoruz.  Bize katilmak isteyen arkadaslarimiz icin poacalar, borekler hazir, haberiniz olsun. 

Yalniz benim cok sasirdigim nokta Google'in Ouimet Kanyondan haberinin olmamasi.

Bu haritada asagidaki yuvarlak bosluk Ouimet Kanyon. El degmemis dogasi zarar gormesin diye google bile kanyon'u saklamak istemis belkide. 

Bugunku ikinci duragimiz, ayni sokak uzerinde yer alan bir diger kanyon: Haritada yukaridaki yuvarlagin icinde gordugumuz Eagle Kanyon. Bu kanyonumuzun icerisinde belli bir miktar bir su birikintisi mevcut. Ama o da buzullarin olusturdugu benzer bir yapi. Su birikintisi de dere taklidi yapan bir gol.. 

Eagle Kanyon park, ozel bir isletme. Ciddi bir giris ucreti aliyorlar. Parkin icerisinde iki adet asma kopru ve bir de "Zip line" mevcut. Iki konuda da oldukca iddiali parkimiz. Buyuk koprumuz ve "Zip line"imiz Kanada'nin en uzun asma koprusu ve tek halatli "Zip line"i.. 

Zip line'in Turkcesini ben bulamadim, onerilere acigim. Sozluklerde teleferik hatti olarak geciyor. Tarzanvari bir teleferik olsa gerek bizimkisi!! Kendisi hakkinda size bir ipucu vereyim: 

 

Ben bugun cok fazla yazdim, bundan sonra sizi Eagle kanyon'un fotograflariyla basbasa birakiyorum: 


Parkin girisi biraz gizemli, insan hic anlamiyor nasil bir yere geldigini. 

Agaclarla cevrili bir patikadan 15 dakika yurunuyor parkin merkezine ulasmak icin.


Sonra birden bire agaclarin arasindan bu manzara beliriyor. 

Ziyaretciler daha neye ugradiklarini anlamadan ufukta kopruler belirmeye basliyor. 




Ikinci kopru ilkine gore daha uzun ve de daha yuksek. Ilk koprude sallana sallana karsiya gecerken, insan diger kopruyu kesme firsati buluyor. 


 Ikinci koprunun manzarasi ise nefes kesen cinsten.



Koprulerin ikisi de gecildikten sonra konforlu bir merdivenle kanyon un tabanina, golun kiyisina iniliyor. 





Merdivenin en guzel suprizi ise iki yanindaki cesit cesit meyvalar. Tamamen yabani yaban mersini, ahududu ve cilek yedik, full organik.. 


Golun yanindan baska bir patika da misafirleri otoparka geri goturuyor.

Teleferik tarzanlarinin inis noktasi..


Golun diger ucundan kanyon ve kopruler..



Kanyondan sehre inerken ise Superior golu manzarasi bizleri karsiliyor. 

Not: Bolgemizin guzelliklerini anlatmaya, sizleri imrendirmek ve buralara getirebilmek amaciyla hic bikmadan usanmadan devam edecegim!! Soguklar gozunuzu korkutmasin.. 


Bumerang - Yazarkafe