Ceyhun Kirimli has a PhD. in Biomedical Engineering with areas of competence in Molecular Biology, Genetics & Biomedical Engineering and Computational Sciences with focus on Development and Design of Biosensors.

http://www.linkedin.com/in/ceyhunkirimli
http://ceyhunkirimli.com

Ad Unit

Showing posts with label ceyhun'un siparisleri. Show all posts
Showing posts with label ceyhun'un siparisleri. Show all posts

Thursday, March 5, 2015

Ceyhun Kirimli, Mercedes, C63, AMG


Mercedes'in AMG departmanı da büyük hacimli atmosferik V8 motorlarına resmi olarak veda etmeye hazırlanıyor. Daha küçük hacimli ve turbolu V6'lere geçiş yapmaları beklenirken, görünen o ki AMG silindir sayısında azaltma yapmayı gerek görmemiş. M156 tipi motorun yerini alan M177 kodlu motorun hacmi 4.0 litre. Yani motor hacminde yüzde 35'lik bir düşüş olmuş (M156 6.2 litre idi). Bu yeni V8 AMG nin GT ve GT S modellerinde kullanılmak üzere Affalterbach'da dizayn edilmiş ve üretilmiş (AMG nin üretim merkezi). Bu ayrıntı önemli çünkü E63'un 5.5 litrelik çift turbolu motoru gibi Mercedes -Benz'in Stuttgart'daki merkezinde geliştirilmemiş. Tabi bu gelişme benim gibi mühendislik hayranı insanları heyecanlandırıyor.

Yeni motorun bloğu eskisine göre hafif fakat eklenen turbolarla toplam ağırlık eski motorla eşit olacak şekilde tasarlanmış. Turbolar ile daha küçük hacim ve güç artışından öte, çevreci bir kimlik kazandırmak istenmiş yeni nesil AMG'lere. AMG'nin iddiasına göre yeni araç muadili V8'lerle kıyaslandığında en ekonomik olanı olacakmış ve eski modele göre yüzde 32'ye kadar daha tutumlu olacakmış. Bu değerler avrupanın NEDC testleri göz önüne alınarak ulaşılan değerler, Amerikada uygulanan EPA testlerinin sonuçları ise henüz açıklanmamış. Sıfırdan 96 km/saat hıza ulaşma süresinde ise yüzde 10'luk bir gelişme sağlanmış.


GT modelinde olduğu gibi, yeni motor iki farklı beygir gücü sunan yazılımlarla satışa çıkarılacak. Bunlardan ilki, 1.1 bar basınç altında çalışarak 5500 devirde 469 beygir güç ve 636 Nm tork üretiyor, diğeri ise (GT S modeli) 1.2 bar basınç altında 503 beygir güç ve 700 Nm tork üretiyor. Yüksek basınç altında çalıştıkları için, motorların devir kesicileri ise eski modele göre 1000 devir/dakika düşerek 7000 devir/dakikaya inmiş.




Araçların egzoz sistemini geliştirmek için ise çok büyük bir çaba harcanmış. Egzoz sisteminde bulunan 3 valf değişik motor devirlerinde açılıp kapanarak her sürüş şeklinde aracı kullananlara haz vermek için tasarlanmış. Bu valflerde biri sağ ve sol egzoz borularını motora yakın kısmında birbirine bağlıyor. Komfor modunda açık kalan bu valf, egzoz gazının sağ ve sol boruların ikisinden de akmasını sağlıyor. Spor modda ise kapanarak egzoz gazının arka susturucaya yakın bulunan iki valfe yönlendirerek son susturucunun baypas edilmesini sağlıyor. Bu iki valf komfor modunda 5500 devir/dakikanın altında kapalı kalıyor ancak, komfor modunda bile olsanız bu devrin üzerine çıkarsanız açılarak geri basıncı önlemek için son susturucuyu baypas ediyorlar.



Aracın gücü ise AMG'nin 7 vitesli MCT (Multi Clutch Technology - Çok debriyajlı teknoloji) otomatik şanzımanı ile yola aktarılıyor. Bu sanzimanda klasik otomatik viteslerde bulunan tork çevirici bulunmuyor ve kalkış debriyaji kitlenerek vites geçişlerinin hızlı olması sağlanıyor (bir söylentiye göre çift debriyajli otomatiklestirilmis düz vitesler kadar hızlı). Bu kalkış debriyaji komfor moduna geçildiğinde ise kilitlenmek yerine tork sınırlaması olan bir kavrama şekli (belirli bir torkun üzerine çıkıldığında açılan) ile klasik bir otomatik şanzıman gibi vites geçişlerinin daha az agrasif olması sağlanabiliyor. AMG bu yeni modelde 4matic 4 çeker sistemini opsiyonel olarak bile sunmuyor, ama limitli kavraması olan arka difarensiyel ile güç aktarımı yapıldığından yol tutuş açısından modern arkadan itişli araçlardan hiç bir eksiği yok.



Her ne kadar benim gibi atmosferik motor tutkunu olan insanlar için yeni tıp turbolu motorlar hayal kırıklığı yaratıyor olsa da, AMG gibi üreticilerin bu geçişi daha az üzücü yapmaya çalışması ümit verici.










Wednesday, February 11, 2015

Tarhana corbasi-hayatta kalma formulumuz :)

Daha gecen hafta nerede, kiminle konussam, aman bu kis ne kuru geciyor, masallah.. diye sukranlarimi TBay havasina duyurmaya calisiyordum. Gidisattan aslinda memnun oldugumu soylemeye calismistim ben, sanirim yanlis anlasildim.. Cunku dun bu oldu:


Dun sabah buralar hep betondu.. Oglene dogru basladi sakin sakin yagmaya.. Gece saat 11 civari bizim telase memuru geldi dedi ki, sen ilgilenmiyorsun disarisiyla ama sabah o araba o garajdan nasil cikacak..?!?!?!


Ben de kostum arabamin yanina.. Gerci kosamadim, karanlikti da, kapiyi acip karlarin icine yuvarlandim:

Sonra telase memuru sabahki derslerini iptal etti.. evden cikamiyormusuz, integralle falan ugrasamazmis..Integrali sever aslinda, cocuklarla ugrasamiyor sanirim..

Biz uyuduk, kar yagmaya devam etti..

Sonra sabah oldu.. kar yagisi hafifledi. en azindan karsidaki evi gorebimeye basladik.. bizim sokagi temizlemisler mi  gece emin degilim.. gelen giden arabalarda da acmis olabilir, cunku acik yol gordum ben onceden, bizim sokagin an itibariyle aciklikla ilgisi yok, sadece yavas yavas karlarin uzerinden kayilabiliyor arabayla...


Arabayi neyseki evin onune kadar getirmistim geceden, oralarda biraz debelenip,  yola cikabildik sabah..


Tum bu mucadelemin bir destegi, bir dayanagi olmali: Tarhana corbasi istiyorum.. Tarifi yaziyorum, resmini aksam ekleyecegim- siparisim teslim edildiginde yani:

Not: bu tarifi yeni denedik, tarhanalari suda eritmek yerine kavurmak basta ters geldiyse de denedigimize pisman olmadik..

Malzemeler
  • 2 çorba kaşığı sivi yag
  • 5 çorba kaşığı tarhana
  • 1 + 1/2 çorba kaşığı salça (biber+domates)
  • 1 litre sıcak su
  • 1 tepeleme tatlı kaşığı nane
  • tuz, karabiber
Hazırlanması:
  • Yağı tencereye koyup ocağa alın. Tarhanayı ekleyip surekli karıştırarak kokusu çıkana kadar kavurun (dikkat edin yanmasın)
  • Üzerine salçasını ekleyip onu da kavurun.
  • Uzerine sıcak suyunu ilave edin.
  • Topaklanmalar olacak kaşıkla ezerek, ara ara karıştırarak çorbayı pişirmeye başlayın. Kaynayınca altını kısın.
  • Arada karıştırarak 10 dk. pişirin. (Biz kıvamına göre daha sonra 1/2 veya 1 çay bardağı kadar daha sıcak su ekledik-daha da eklenebilir aslinda, ama biz corbayi yogun sevdik) 
  • Tuzunu ekleyin.
  • Limon sıkarak ve tavada veya fırında yağsız kuruttuğunuz bayat ekmek parçaları ile yemenizi onerenler var biz denemedik..
Lutfen bir kac saat icinde bana afiyet olsun, sevgili telase memurum, dersleri de iptal ettin, zamanin da var !!!!!

 Not: Bu sehirde hava her an, her istedigi kadar soguyabilyor.. Benim 34 senelik kis-soguk-kar tecrubeme gore, kar yaginca soguk kirilir.. Sabah kar hafiflediginden beri bir ruzgar cikti: Hava -9 derece, hissedilen -19.. Buna da sukur de.. ruzgar hayra alamet degil, basladi mi esmeye, insanin omrunu tuketmeden durmuyor, hafta sonuna kadar -37 ye dusecekmis, ne hissedilecek dusunmek istemiyorum..

Meterolojiye sorarsak da anormal bir durum yok. Karlar bitmis, hayat normale donmus.. Olan da integralciklere olmus :))


Sunday, January 25, 2015

Kremali domates corbasi, Ceyhun Kirimli icin

Hafta basinda sozu verilmisti.. Havalarin acaiplestigi su gunlerde, icimizi isitacak bir domates corbasi yapilacakti... Hatta taa yazdan domatesler rendelenip buzluga kaldirilmisti ki, sozu gecen corba lezzetli olsun.. Gunlerdir bekliyorum. Bir hafta gecti.. Corbam nerede?

Gecen hafta sonunu cok guzel gecirdik koy halki olarak.. Hava -5 derece civarindaydi.. kendimizi sokaklara, kayak alanlarina vurduk.. gulduk eglendik. sonra pazartesi gunu hava -25'e indi.. soguk hava kutlesi gelmis.. ne kutle imis benim aklim hic almiyor.. o gun evdeki tarhana corbasini bitirdik, kendimizi misafir kutlesinden korumak icin.. Misafir diyorum cunku sali sabahi gitti.. Sali gunune -2 derece ile uyandik.. Kendimizi gene sokaklara vurduk.

Geceleri biz uyurken her ne oluyorsa, gelip gidenin haddi hesabi yok, Carsamba sabahi geri geldi soguk hava kutlesi, bir uyandik,, hava -28 derece ev buz tutmus.. Hayir da ev ne yapsin?? Bir tane insan ebatlarinda isitici var, surekli calissa ne kadar isi uretecek?? 26 derecelik sicaklik dususunu nasil kompanse edecek? Evin isinmasi boyle durumlarda iki uc gun suruyor.. O arada da soguk hava misafiri kendi yoluna gidiyor.. Zira gene oyle oldu.. Cumartesi sabahi yerlerdeki karlar eridi, hava yeniden +2 dereceye cikti..

Iste bu gelen gidenlerden kendimizi korumanin tek yolu corba.. Ben zaten gunun her ani corba icerim. Elgun ailesinin de corbalari meshur, hazir corba sevmiyorlar, kendileri yapiyorlar.. Cok memnunum..  Hala hatirlarim, kayin validem cok sasirmisti, ben Agustos ayinda, yazlikta ondan corba isteyince.. Ne yapayim, seviyorum :)

Tekrar soruyorum: Corbam nerede? Kolaylik olsun diye tarifi de ekliyorum:

Malzemeler:
  • 2 yemek kasigi sivi yag
  • 2 yemek kasigi un
  • 1 yemek kasigi salca (istege bagli olarak biber salcasi da kullanilabilir)
  • 5 adet rendelenmis domates
  • 5 su bardagi su
  • 2 yemek kasigi sut
  • tuz
uzeri icin: rende kasar, kirmizi pul biber

Hazirlanisi:
  • 2 yemek kasigi sivi yag ile 2 yemek kasigi unu biraz kavurun.
  • 1 yemek kasigi salca ile 5 adet rende domates ekleyin. Topaklanirsa bu asamada el blendiri ile karistirin.
  • 5 su bardagi su ekleyin. Koyulasana kadar karistirarak pisirin.
  • Servis yapmadan hemen once tencereye sutu ve tuzu ilave edip, karistirin.
  • Istege gore uzerine kasar rendesi ve/veya pul biber serpin. 
Afiyet olsun.. Son kez soruyorum: Corbam nerede??? Sizler icin de arsivden resim buldum:




Friday, January 16, 2015

2015 Dodge Charger SRT Hellcat


Benzin fiyatlari dusmusken neden 707 beygirlik bir sedan seri uretime gecmesin ki, kim takar global isinmayi...
Hellcat, 707 beygirlik bir sedan. Seri üretimde dünyanın en güçlü sedanı olma unvanını elinde bulunduruyor. Ayrıca Chrysler'in söylediğine göre, saatte 328 km'lik son hızı ile aynı zamanda dünyanın en hızlı sedanı. Kardeşi Dodge Challenger SRT Hellcat'ten farklı olarak ekstra 2 kapı daha bulundurması durumu daha da gülünç yapıyor.  


Challenger SRT Hellcat gibi , Charge Hellcat'te de 8 vitesli ZF sanzimana bağlı, 707 beygirlik ve 881 Nm'lik tork üreten 6.2 litrelik bir Hemi V-8 bulunuyor. Challenger Hellcat'te ayrıca 6 vitesli bir manuel vites de opsiyonel olarak sunulmakta. Charger Hellcat'in ön ve arka tekerleri 20x9.5 inçlik forged jantlar ve 275/40R20 Pirelli P Zero lastikler ile donatılmış. Bu güçte bir araç için aslında bu lastiklerin çok da kalın olmadığını belirtmek gerekiyor. Şöyle ki, 305 beygirlik, 1999-2002 Camaro Z28 fabrika çıkış olarak 245/50R16 lastiklerle (opsiyonel olarak 275/40R17) satışa sunulmuştu. 325 beygirlik Camaro SS ve 390 beygirlik 2003-2004 Ford Mustang Cobra SVT ise fabrika çıkış olarak 275lik lastiklerle satışa çıkmıştı. Bu iki aracın toplam beygir gücüne sahip (!!!) olan Charger SRT ise yine aynı kalinliktaki lastiklerle satılıyor. 


2069 kg'lik ağırlığına rağmen bu ince lastikler Charger SRT'nin drag zamanını kötü etkilemeyi başarıyor. 2015 Dodge Charger SRT Hellcat, 0-96 km/saat hızlanmasını 3.7 sn'de tamamlıyor ve çeyrek mil mesafeyi ise 11.8 sn'de katedebiliyor. Finiş çizgisinden ise 200 km/saat hızla geçiyor. Bu değerler 50 kg daha hafif olan kardeşi Challenger Hellcat'e göre sırasıyla 0.1 sn daha çabuk ve 1.76 km/saat daha hızlı... 


Başka araçlarla karşılaştırmak gerekirse, 488-550 beygirlik Jaguar F-Type V8 S roadster'lar ve Coupe R modelleri 0-96km/saat hızlanmasını 3.4-3.9 sn arasında gerçekleştiriyor ve çeyrek mili 11.6-12.1 sn arasında katediyor (finiş çizgisinden geçiş hızları ise 193-197 km/saat). Bu araçların ağırlıkları ise 1757 kg ile 1798 kg arasında değişiyor. Drag pistinde Hellcat'i bu araçlara göre yavaşlatan en büyük faktörler ise lastiklerinin genişliği ve tabiki 2069 kg'lik ağırlığı. 


Hellcat'in çeyrek mil çizgisinden geçiş hızı ise 565-600 beygirlik, 4 çeker Nissan GT-R ile çok yakın. GT-R'in en hızlısı olan Black Edition, Track Pack, Nismo modeli 0-96 km'lik hızlanmasını 2.7-2.9 sn'de gerçekleştiriyor. Çeyrek mili ise 11.0-11.1 sn'de katedebiliyor ve çizgiden ise 201-202 km/saat hız ile geçiyor. 1760 kg'lik ağırlığı ile GT-R 4 çeker olmasının avantajını da kullanarak bu değerlere ulaşabiliyor. Hellcat'in çizgiden geçiş hızının bu kadar yüksek olması ise dyno grafiklerinde sıkça gördüğümüz güç-devir eğrisinin altında kalan alanın devasa olması ile açıklanabilir. Yol tutuş sisteminin en kısıtlayıcı olduğu ayarlarda bile 96 km/saat hızla giderken gaz pedalına bastığınızda araç patinaj çekmeye hazır olduğunu yolda bıraktığı siyah teker izleri ile ispatlıyor. Dip gaz gittiğinde ise, şanzıman hangi ayarda olursa olsun, her üst vitese geçişte çok kısa bir süre içinde olsa lastiklerden gelen patinaj sesini duyabiliyorsunuz. 


Su anda üretimde olan en güçlü sedan olmasına rağmen, 2015'in ilerleyen aylarında üretime çıkarılması planlanan çift motorlu Tesla Model S P85D en çabuk sedan olacak. P85D 0-96 km/saat hızlanmasını 3.1 sn'de gerçekleştiriyor ve çeyrek mili Hellcat'in 0.2 sn altında olan 11.6sn de tamamlıyor. Finiş çizgisini ise 185 km/saat hız ile tamamlayan P85D'nin en büyük dezavantajı ise 248/km/saat olan son hızı (Tesla araçlarına CVT tip şanzıman eklememekte ısrarlı çünkü menzilden zerre ödün vermek istemiyor... Menzilini birkaç km artırmak adına kapı kolları aerodinamik olarak menzilin kötü etkilenmemesi için kaportanın içine kaçıyor :)) ). 560 beygirlik 4-çeker Audi RS7 ise 0-96 km/saat hızlanmasını 3.2 sn'de tamamlıyor ve P85D'nin çizgiden geçiş hızını 194 km/saat hız ile geçiyor. 


Bütün bunlara rağmen Dodge Charger SRT Hellcat'in rakiplerine en büyük üstünlüğü ise Amerikadaki 65 bin dolarlık başlangıç fiyatı.  

Friday, January 2, 2015

2016 Cadillac CTS-V


Cadillac CTS-V ailesinin sedan modeli 2016 yılında yenileniyor. 640 beygir güç ve 854 Nm tork ureticek olan yeni motor 6.2 litrelik supercharger'li eski motorun (556 bg ve 747 Nm) yerini alicak. Yeni modelde manuel vites seçeneği sunulmayacak ve sadece 8 vitesli 8L90E otomatik şanzıman bulunacak. 




Aracın ağırlığının 1882 kg (2.94 kg/bg) civarında olması bekleniyor. 0-96 km/saat hızlanması ise 3.7 sn civarında gerceklesecek. Ayrıca araçta sadece 4 silindirin çalıştırılmasına imkan veren bir ekonomi modu olacak.





Kardeşi ATS-V modeli gibi CTS-V'ninde güçlü motorunu soğutmak için ön ızgarası yüzde 50 oranında büyütüldü. Mercedes vb diğer araçlarda ve hatta Cadillac'in diğer modellerinde ön ızgarada bulunan radar (adaptif cruise kontrol için gereken) ise CTS-V de sunulmayacak çünkü her ne kadar büyük olsada ızgarada hava akımını engelleyecek hiç bir şeye yer yok. Aracın Cadillac tarafından resmi olarak duyurulan son hızı ise 320km/saat. Ön tampondaki aerodinamik delici'nin (splitter) park ederken kaldırıma vurup kırılması ihtimalinin azaltmak için Cadillac aracın önüne özel bir kamera takmış. Böylece park ederken on tamponun kaldırıma ne kadar yakın olduğunu görebiliyorsunuz. Aracın fabrika çıkış jantları ise 19 inç çapında.



Suspansiyondaki değişiklikler de ATS-V'nin süspansiyon değişiklikleri ile örtüşüyor. Yay oranları önde ve arkada eski modele göre yüzde 11 artırılmış ve viraj denge cubuklarinin çapı eski modele göre önde 25mm'den 27 mm'ye arkada ise 23mm'den 26 mm'ye çıkarılmış. 



Araçta ayrıca patentli üçüncü jenerasyon magnetik sürüş kontrolü sistemi bulunuyor (amerikan ordusunun Humvee araçlarında kullanılan çok gelişmiş bir amortisör sistemi, başka bir yazımda sizlerle daha ayrıntılı paylaşmayı planlıyorum).



Aracın fren sistemi ise Brembo'nun ürettiği önde 15.4 inç(6 pistonlu kaliper) arkada ise 14.4 inç (4 pistonlu kaliper) fren disklerinden oluşuyor. Fren kaliperleri sarı fakat isteğe bağlı olarak kırmızı yada gri olarak üretilebiliyor. 

Friday, December 19, 2014

Portakalli kurabiye

Her cumartesi saat 2de ailece skype da bulusuyoruz. Her kafadan bir ses cikan bir saat geciriyoruz. Eylul ayindaki kar firtinasi hikayemden beri babam C-vitamini eksikliginden mafoldugumuza inaniyor. Biz de onu ikna etmek icin surekli portakal yiyoruz.

Gecenlerde yine bir ton portakalla eve geldik. Portakallar mutfaga sigmayinca, bari kurabiye yapalim, ese dosta dagitiriz diye dusunduk. Malum kuzey amerikalilar tatli sever. Hemen internetten bize uygun bir tarif bulundu, ve de aninda denendi. Elcim hanima sorarsaniz cok kolay ve de hafif bir tarifmis, sivi yag ile yapildigi ve de portakallari rendeleme isi Ceyhun'a yikildigi icin :))

MALZEMELER:(yaklaşık 40 kurabiye çıkıyor)
1 yumurta
1,5 çay bardağı şeker
1 çay bardağı sıvı yağ
2 adet portakalin suyuve de ince rendelenmiş kabukları (rendenin ince tarafi ile)
1 paket kabartma tozu
4-4,5 su bardağı un
(istege bagli olarak 1 paket vanilya da eklenebilir)

YAPILIŞI: Yumurta ile şekeri çırpın. Sivi yağı, portakal suyunu, portakal rendesini, kabartma tuzunu ve de kullanilacaksa vanilyayi ekleyin. Ele yapismayan yumusak bir hamur elde edene kadar yavas yavas un ekleyerek yogurun. Yaglanmis tepsiye, ceviz buyuklugunde parcalar kopararak dizin. 180 derece firinda hafif pembelesinceye kadar pisirin. Isterseniz uzerini ceviz, yumurta sarisi, kuru uzum gibi malzemelerle de susleyebilirsiniz.


Firina koyarken, 6 ay kurabiye yiyecegiz herhalde dedik :)) sonra firindan guzel kokular yukselmeye basladi..


Elcim'in fotograf makinasini alip gelme suresinde Ceyhun kac kurabiye yemis olabilir??


Tuesday, November 11, 2014

Milfoyden bohca borek, for Ceyhun Kirimli

Cok uzun suredir blog yazmiyorum, acliktan oldugumu dusunuyordunuz degil mi? Sevgili esim kendini Kalkulus'e adadigi icin son iki aydir evde ozel bir sey yapilmiyor. Ne yapsinmis, bu seneki cocuklar cok hevesliymis, onlarin ogrenme azminin korelmesine izin veremezmis.. Ben de hevesliyim, yemeye icmeye cok hevesliyim, bana ne olacak, benim istahimin korelmesine neden goz yumuluyor.. Cumartesi aksami cok soylenmis olmaliyim ki, pazar sabahi en sevdigim boreklerden biri olan sosisli milfoy boreginin kokulariyla uyandirildim..


Bu boreklerden daha once (bunlar aylaaar aylar once) bircok kez pisirdik, hatta hazirlamasi ve pisirmesi cok pratik oldugu icin, spontane pikniklerimizde genelde kendileri bize eslik ettiler.. Havalar bozmus, tek gittigimiz yer okul haline gelmis olabilir.. Boreklerimiz lezzetinden bir sey kaybetmiyor.

Milfoy boregini ilk pisirmemiz tamamen sans eseri oldu. Alisverise yalniz giden Ceyhun, yufka yerine su asagidaki paketi alip gelmis:

Alinan her seyi yemek zorunda oldugumuza inanan Elcim de, paketten cikan milfoylerin icine ne bulduysa doldurmus:

 Kutunun icinden iki paket cikiyor, paketlerin her birinden de kare seklinde birer adet ince milfoy hamuru cikiyor. Bizimki her biri kareyi dorde boluyor...
 Her bir parcadan da bir tane bohca hazirliyor..

 Bohcalarin icine ne isterseniz doldurabilirsiniz.. Bizim favorimiz: iki ince domates dilimi, iki parca tatli sivri biber, yarim sosis, beyaz peynir ve kasar rendeleri.. 

Malzemeleri dizmemiz bitince, hamurun uc kosesini kapiyoruz. Malzemeler disardan gorunebilecek ancak tasmayacak sekilde olacakmis..


Son olarak da uzerlerine yumurta sarisi, corek otu ve/veya susam surerek, 180 derecelik firinda yaklasik yarim saat pisiriyoruz. Iste sonuc:



Ve de asil sonuc:

Ben aslen uyandirilmaktan hic hoslanmam, sabahlari da sempatik olmam :)))


Tuesday, September 16, 2014

Tahinli corek, hem de ev yapimi tahinli corek...

Bloguma bakinca yiyip icip geziyorum saniyor insan.. O kadar da degil, calismalarimi da anlatacagim. Anlatacagim ki blogumun gercek amaci yerine gelsin. Kendimi soyle avutuyorum: yiyip iciyorum ki enerji olsun,  geziyorum ki beynime oksijen gitsin..

Pazar sabahi tum gun calismayi kafama koymus olarak gozumu actim. Evden inanilmaz kokular geliyordu.. Poaca:)) son zamanlarda poacalarimiz dere otlu.. Nese ile poacalarima kavusmaya mutfaga gittim.. Masanin uzerinde su manzara beni bekliyordu:

O anda tek farkettigim maya kokusu idi.. Mayayi da Turkiye'den mi getirdin? Ne yaptin maya ile? Ne bicim tipi var bunlarin? diye sormaya basladim.. Herhangi bir cevap alamadim.. "Bin saat suruyor bunlari yapmasi, bozma sakin" seklinde geri puskurtuldum. Sonunda ganimetler firina girince Elcim'in de sabri yerine geldi ve anlatmaya basladi:

Bir onceki gece anlatmis bana, maya varmis evde, onu kullanabilecegi bir tarif bulmus: Tahinli Corek.. Tarif cok zor gorunmuyor diye denemeye karar vermis ama mayali hamur iste, oyle bizim tarifler gibi pratik degil, dinlenmesi gerek.. Coreklerin dinlendigi donemlerde de bir tepsi poaca ve bir tepsi milfoylu borek hazirlamis.. Ama bunlari aslinda Monica (patronu) icin yapmis.. 

Elcim hala saniyor ki bu evden benim iznim olmadan yiyecek cikabilir.. Ustelik tahinli corege olan derin hayranligimi ve bagimi da bilmiyormus.. Buradaki izole ve yapisik hayatimiz icimi okumasina yol aciyor sanirim.. 

Corekler 2 gun icerisinde tuketildi. Benim buyusunden kurtulmam ise bugunu buldu.. Yenisini istemeye baslamam ise pazar sabahinin ilk 15 dakikasini aldi.. Bu yaziyi ve tarifi Elcim'i yardim edecegime ikna etmek icin yaziyorum. 

Malzemeler:
Hamuru için;
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 çorba kaşığı şeker
  • 1 çorba kaşığı kuru maya
  • alabildiğine un (başlangıç için 3 su bardağı yeterli, toplamda 4 bardagi gecmis)
  • 3 çay bardağı ılık süt
  • 1/2 su bardağı sıvı yağ
  • 2 dolu yemek kaşığı tereyağı (iyice erimiş olsun)
Iç malzemesi;
  • 1,5 su bardağı tahin
  • 1 su bardağından biraz fazla şeker (isteğe göre şekeri arttırın Elcim 1,5 su bardağı koymus)
Uzeri için;
  • 1 yumurta sarısı
  • susam, ceviz, ya da findik
Hazirlanisi:

Ilık sütün içine mayayı ve şekeri koyup karistirin..  Ikinci bir kapta tuz, sivi yag, tereyag ve 3 bardak unu karistirin. Sut+maya+seker karisimini da ekleyip yogurmaya baslayin. Yumuşak bir hamur elde edene kadar un eklemeye ve yogurmaya devam edin. Hamuru en az bir saat bekletin.

Beklerken tahin ve sekeri karistirin. 

Beklettiğiniz hamuru 12 parçaya ayırıp bezeler yapın her bezeyi elinizle ya da merdaneyle 1 cm olacak şekilde inceltin. İncelttiğiniz hamura tahin ve şeker karışımını iyice sürün ( bezenin boyutuna göre değişir ama dolu bir çorba kaşığı yeterli oluyor) ve tahinli hamuru rulalar halinde sarın. En az yarım saat bekletin.

Beklettiğiniz ruloları elinizle tezgahta yuvarlayarak inceltin ve spiral şekilde sarıp tepsiye dizin. (Ikinci resimde ki gibi) Üzerine yumurta sarısını sürüp ceviz ve susam serpin önceden ısıtılmış 180 derece fırında 30 dk kadar (üstü kızaracak şekilde) pişirin.

Afiyet olsun..

Yazimi goren karim cok sevindi.. Patronu tarifi istemis.. Bu yaziyi bir de Ingilizceye cevirmem emredildi..



Friday, September 12, 2014

Makarnali Bahcivan Salata


Ben bikmadan usanmadan davet ediyorum, aklinizi celmeye calisiyorum, iki ayda sadece Ezel arkadasimi kandirabildim. (Ezel yine gelsin, daha gezilip gorulecek bir suru park bahce bulduk..) Eve misafir gelince yemekler de ona gore yapildi. Misafirin kendinden once kabakli borek siparisi geldi.. o cikolata seviyor diye kakaolu kurabiyeler hic olmadiklari kadar mukemmellestiler, nutella ile ikinci bir tatli yapildi.. 

Benim limonlu kekim dogru durust pisirilmedi bile, mikrodalgada kek isitip, yemeye calisinca isyan ettim. Bizim evde yemekler bana yapilir.. bu sevda ugruna yemek tarifi yazmaya baslamadim mi?? sirf siparis vermek icin!! Benim isyanimin ardindan, her zaman beni kandirmanin yolunu bulan karim, sana da makarna salatasi yapayim o zaman dedi. Hatirladim o anda.. bundan 3-4 sene once idi, ben okuluma donmek icin Kanadadan ayrilirken yapardi Elcim bu salatayi, yogutlu yada yogurtsuz, ilik yada soguk yenebiliyor. Diger denedigim makarna salatalarina gore de cok daha hafif oluyor. 

Yapimi biraz ugrastiriyor, butun sebzelerin kup kup dogranmasi gerek cunku. Tabii benimkinin isi kolay, tam zamanli cirak barindiriyor evde.. makarna bana yapiliyor ya, hic soylenmeden kestim dogradim.. Sleeping Giant ve Kakabeka selalesi gezilerimizde de yanimizda goturduk, cok da doyurucu oldu..

Malzemeler:
1 paket kelebek makarna
2 havuç
2 kabak
1 patlıcan
1 sarı dolmalık biber
1 kırmızı dolmalık biber
4 taze soğan
3 domates
2-3 dal maydanoz
Birkaç fesleğen yaprağı
4 çorba kaşığı zeytinyağı
Tuz, karabiber

Hazırlanışı:
* Havuç, kabak, patlıcan ve biberleri temizleyip küp küp doğrayın. Patlıcanı bir tabağa
alıp üzerine tuz serpin ve 10 dakika bekletip sudan geçirin. Maydanozu temizleyip kıyın.
Taze soğanları temizleyip doğrayın. Domatesleri küp küp doğrayın.
* Zeytinyağını tavaya alıp soğan ve havucu kavurun. Kabak, biber ve patlıcanı ekleyip 10
dakika daha sote edin. Tavayı ocaktan alıp tuz ve karabiber serpin.
* Makarnayı bol tuzlu suda haşlayıp süzün ve derin bir kâseye alın. Sebze sote ve domatesi ekleyip harmanlayın. Maydanoz ve fesleğen yapraklarıyla süsleyip ılık veya soğuk olarak servis yapın.

Afiyet olsun.. 

Not: Gezerken farkettim ki makarna salatasi da bana degil vejeteryan misafirimize yapilmis.. Cok eglendik, cok mutlu olduk, sayesinde bir suru yer gorduk, ben de artik soylenemedim :))


Thursday, August 28, 2014

Ozal teyzenin kiymali boregi

Elcim geri geldi. Anlattiklarina ve gordugum resimlere bakilirsa neden geri geldigini bilmiyorum. Sabahin 6sinda uyanip evde kosturmasina bakilirsa da gelisinin benimle pek ilgisi yok. Konferansa gidecekmis. Kendime pay cikarmak istegimden olsa gerek, konferansa soforluk yapmaya gonullu oldum. Banff'in fotograflarinin da bunda etkisi olmadi degil. Asil sorun Kanada'nin ne kadar buyuk oldugunu bir turlu kavrayamamis olmam. Bu kiskancligim bana ve arabam kaytarcigima 4200km ye patladi. 

Elcim ucaktan inip, ilk kavusmamizi gerceklestirdikten sonra, soyle bir soru sordu: "Gecen yaz sana kiymali cevizli bir borek yapilmis, yemissin?!? neden benim haberim yok??" Saat gecenin 1i, kendisi 24 saattir yollarda, bir taraftan da bavulunu almak icin kosuyor, hala beyninin bir kismi borek sayiklayabiliyor, ustune de bana hesap sorabiliyor. Evli oldugumu iliklerime kadar hissettim,13 ay once yedigim boregin hesabini verirken.. 

Ertesi sabah yine yolculuk hazirliklari basladi bizim evde: 3 gun gidecegiz. 2 gun konferans. 3 gun donecegiz. Yollarda her zaman yiyecek bulamiyoruz, birisinin alerjileri ve benim "narin" midem de hesaba katilinca yanimiza bol bol yiyecek almamiz gerekiyor. Elcim'in borek sayiklamasi gecmediginden, bu sefer menumuz de 5 cesit borek var. Sikayet mi ediyorum?? Asla.. 

Yolculugumuzun ikinci sabahinda, birisi bavullari toparlarken, beni bilgsayarla bir koseye oturttu. "Iriymisim, esyalar karisiyormus!!" Nasil bir beyni var?!? neler donuyor icerisinde?!? 7 senedir evliyiz, hala hic bir fikrim yok. Ben de ailemizin yeni uyesi kiymali borekleri tarihe gecirmek, sizlerle paylasmak istedim. 

Gecen sene Elcim ISvec'e konferansa gittiginde, ben herseyi bosverip, Tekirdaga kacmistim. Karsi komsumuz Ozal teyze de bana bu muhtesem borekleri yapti. Butun site yedirdi icirdi beni, orada adet oyle. Agaclardan meyvalar, konu komsudan da yemekler. 

Bu sene Elcim gittiginde ona cetelesini vermisler yediklerimin.. Boreklerden ona da yapilmis. O da tarifini de kapmis gelmis: iste adim adim hazirlanisi:

KIYMALI HARÇ
1/2 kg kıyma
3 adet sogan
3 tahta kasık sıvıyag
bır avuç kadar kucuk parcalara bolunmus cevız
bır avuc kus uzumu (sarıyer boregı olması ıcın uzum konuyor )
sogan ve kıyma bırlıkde kavrulur sıcakken ceviz ve kus uzumu ılave edılır dınlenmeye bırakılır...

YUMURTALI SOS 
2 yumurta 
tereyag---kıbrıt kutusu kadar 
sıvıyag----yarım cay bardagı
su ---1 corba kasıgı
hepsı bırlıkde cırpılır

SARILISI
yufka butun olarak serılır, once kıymalı harc serpılerek yayılır, yumurtalı sosdan da dokulur .  gevsek sekılde yuvarlanarak rulo yapılır. 3 e katlanarak  uzerıne yumurta surulerek fırında pisirılır..

Hazirlandiktan sonra yola cikarken taze olsunlar diye, buzdolabinda beklettik. Benim icin sabirsiz ve acili bir bekleyis oldu. 





Borekleri yiyen, sofor ben: 



Sunday, August 3, 2014

Kakaolu kurabiye

Gunun kahramani acik ara ve tartismasiz kurabiyeler oldu. Misafirimizle ilk gunumuzdeki duragimiz Sleeping Giant Park idi.Yaklasik 5 saat hic durmadan yuruduk, 20 km patika katettik. Kayalarin tepesinde yemek yedik, susuzluktan geberdik ve de parkin binde birini gezebildik.

Yukarida parkin kabaca bir haritasini goruyoruz. Bu koca parkta:

su koseyi gezebildik, o da kismen. Cunku Sleeping Giant da patika deyince normal bir park patikasi beklemeyin. Kayalarin uzerinden keci gibi hareketlerle ucurumlara yuvarlanmadan hoplayip, ziplamak aslinda patikadan kasitlari.

Yuruyusumuzun sonunda arabaya dondugumuzde, kurabiyeler ve cay bizi bekliyordu. Tum yorgunlugumuzu sifirlamak icin. Sayelerinde parktan cikista sehrimizin Italyan festivaliyle gunumuze devam edebildik. Iste o kurabiyeler:

Ve de tarifi:

Malzemeler:

Hamuru için;
  • 125 gram margarin (oda sıcaklığında)
  • 1 çay bardağı pudra şekeri
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 adet yumurta
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 3 yemek kaşığı kakao
  • Alabildiği kadar un (yaklaşık 3 su bardağı)
Şerbeti için:
  • 1 su bardağı su
  • 1 su bardağı toz şeker
  • Bir kaç damla limon
Hazirlanisi:

Öncelikle şerbetin hazırlığı yapılır. Şerbet için gerekli olan malzemeler bir tencerede yüksek ateşte pişirilir. Kaynadıktan beş dakika sonra ocağın altı kapatılır ve şerbet ılımaya bırakılır.

Hamur için gerekli olan tüm malzemeler (un en son ilave edilmeli) özdeşene kadar yoğurulur ve ele yapışmayan bir hamur elde edilir.

Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartılarak kurabiyeler hazırlanır ve yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizilir. Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında, alt üst pişirme ayarında 10 dakika pişirilir.

Hazırlanan kurabiyelerin ilk sıcağı geçtikten sonra, her biri ılık olan şerbete batırılır ve yaklaşık 20 saniye şerbet içerisinde tutulur. Ardından ıslatılmış olan kurabiyeler servis tabağına alınır.

Afiyet olsun.
Not: Dunku davetimi yineliyorum. Kurabiyeler de sizleri bekliyor...


Friday, August 1, 2014

Midye Dolma

Kanadada noel ve kis tatili alabildigine yalnizlik ve hic bir sey yapmamak demek, yasamis olanlara sorun anlatsinlar. Ne anlatacaklarsa artik!! 20 Aralik itibariyle hayat tamamen durur. Son aktivite olarak sonsuz bir market alisverisi yapilir. 2009 Araliginda Elcim beni surukleyerek goturup, marketin yarisini alisveris arabasina doldurunca, once delirdi herhalde diye dusundum. Cunku marketin yanindaki binada yasiyorduk o donemde. Beni bilen bilir, bir sey kafama yatmazsa inat ederim. Aciklamalari dinlemem, hayatta ikna olmam, karsimdakini yari yolda birakirim. O gun de oyle oldu. Tasimam bu kadar alisverisi diye tutturdum. Neyseki Elcim de benim kadar inatci, kar demedi soguk demedi yapti kitlik alisverisimizi. 

Ertesi sabahi buldu benim inadimdan vazgecmem. Oglene dogru tembel tembel kahvaltimi bitirip sordum: "Ne yapacagiz bugun??" Cevap basit: Hic bir sey..!! Nasil yani? Cunku firtina var. Sinemaya bile gitsek, cikista yollarin acik kalacagindan emin olamayiz.. "Eeee ne yapacagiz bugun??" Gene ayni cevap: Hic bir sey.. (kac kere soracak acaba manasinda bir bakis esliginde bu sefer).

O gun cidden hic bir sey yapmadik. Ertesi gun de. Taa Ocak'in 3 une kadar hic bir sey yapmadik. Gunun yarisini yemek yapip dizi ve film seyrederek, diger yarisini da o yemekleri yerken film ve belgesel seyrederek gecirdik. Marketten alinanlar zor yetti yani.. Tatilin sonuna dogru gunde 13-14 saat uyumaya basladik. Sonra da yilbasi tatillerimizi ya Istanbul'da yada Philadelphia'da gecirme karari aldik. 2013 yilina kadar basariyla uyguladik kararimizi?!?! 

Gecen kis, ilk (ve dilerim son) basarisiz tarih oldu hayatimizda. 20sinde okulun binalarini kitleyip gittiler. Delinin biri gelip, yurt binasini da kitleyeceklerini ve evden cikmamiz gerektigini  bile soyledi. Neyse sonra izni koparip evde kalabildik. Hic bir sey yapmamak icin. 

Firtina'nin hafifledigi bir gun insanlarin sahilde midye dolma yedigi dizi mi film mi, sacma sapan bir sey izledik. Disarda olmalari, manzaraya karsi sohbet ediyor olmalari bir yana, ki bunlari da henuz affedebilmis degilim, ustune bir de midye dolma yediler, limon esliginde. 

O noktada hayatta kalabilmek icin iki secenegi oluyor insanin: ya o midye dolma yapilacak, ya da ucaga binilip o midye dolmaci bulunacak. 

Kolay olani deneyelim dedik :)) (Once tabii Elcim'in takip ettigi yemek sitelerinden kolay diye tanimladigimiz secenegin mumkun oldugunu tasdik ettik. )

Iste sonuc: 


Bizim o donemki tembelligimizle de birlesince yapimi butun gunu aldi. Sonra da mutfak tezgahinin uzerinde, daha yemek masasina ulasamadan tuketildi. 

Iste tarifi: 

Malzemeler:
  • 1 kilo kabuklu midye 
  • 1 litre su
  • 1/2 yemek kaşığı tuz (yarım yemek kaşığı)
Pilavı İçin:
  • 1,5 su bardağı pirinç
  • 2 su bardağı midyeyi haşladığınız su
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • Karabiber
  • Kimyon
  • Yenibahar
  • Tuz
  • 1 çay kaşığı şeker
  • Limon
  • Arzuya göre kuş üzümü ve şam fıstığı

Hazirlanisi:
 

Midyelerin kabukları bıçakla kazıyarak iyice temizlenir. Ardından soğuk suya atıp 20 dakika kadar bekletilir. Tencereye 1 litre suyu konur ve tuzeklenip kaynatilir. Kaynayan suya midyeler ilave edilir. Midyelerin ağzı suda kaynarken kendiliğinden açılmaya başlar. (Eger acilmayan olursa, onlar ölü demek, onlari yemiyoruz atiyoruz.) Açılan midyeler kevgirle sudan çıkarılır. Midyeleri kaynattığımız su pilavı için kullanılmak üzere ayırılır.

Guzelce yıkanan pirinc sıvıyağda kavrulur. Karabiber, kimyon, yenibahar, tuz ve şeker eklenip kavurmaya devam edılır. En son 2 bardak midye suyu da eklenip, karıştırilir ve kapak kapatılip, iç pilavı pişmeye bırakilir. Pilav tam kurutmadan altı kapatilir. İsteğe göre kuş üzümü ve çam fıstığı ilave edip karıştırilir ve pilav demlenmeye bırakilir.

Pilav demlendikten sonra haşlanmış midyelerin içleri pilavla doldurup ağızları kapatilir. Dibi genişçe bir tencereye midye dolmalar dizilir. (Resimde goruldugu gibi). Haşlanan mideyenin suyundan 2 bardak kadar üzerinde gezdirilir. 1,5 su bardağı da normal soğuk su eklenip orta ateşte kaynayana kadar pişirilir. Kaynadıktan sonra kısık ateşte 5 dakika daha pişirilir. Midye dolmalar ılınınca limonla servis edilir. 


Afiyet olsun :)


Wednesday, July 9, 2014

Mercimek Koftesi "by" Ceyhun Kirimli

Cok uzun suredir evimizde mercimek koftesi pisirilmedigi icin arsivlerden resmini bulamadim. Elcim en cok mercimek koftesini Philadelphiaya beni ziyarete geldiginde kavusma hediyesi olarak yapardi. Artik kavusma yok diye sanirim eve gelen tum mercimekler kendilerini corbaya donusmus buluyorlar. Ben yine sikayet ediyormusum gibi oldu, alakasi yok sikayet etmiyorum. Yazin 30 derecede bile corba yiyebilen bir yapim var. Galiba bu koca cusseye hassas bir mide dusunce, mide yanmalarimin tek caresini ev yapimi corbalarda ariyorum.

Iste bizim meshur defter, kendisini rahat biraktigima inanilmis sanirim cunku ayni yerdeydi. Defterin cogunun henuz bos oldugunu belirtmek isterim. En kisa zamanda dolmasini da rica ediyorum.

Tabii ki defterin ici sacma sapan kagitlara yazilmis tariflerle dolu. Bence bu yuzden benim defteri kurcalamam yasak. O kagitlarin kaybolmamasi gerekiyordur kesin. Defterimizin basligi da gordugunuz gibi kolay yemek tarifleri!! Kime gore kolay? Bir ust seviye defter de hazirlanacak mi? Insanin aklina bir suru soru geliyor.

Defterin sayfalarini cevirmeye sizlerden gizli devam ediyorum ve mercimek koftesi sayfasina ulasiyorum. Once tarifimiz:

Malzemeler: 1 su bardagi ince bulgur, 2 su bardagi kirmizi mercimek, 4,5-5 su bardagi su, 2 orta boy kuru sogan, 1 demet maydanoz, 5-6 sap taze sogan, 1 cay bardagi sivi yag, 1 corba kasigi salca (biber ve domates karisik), 1er cay kasigi kimyon, karabiber, pulbiber, tuz, yarim limon suyu

Hazirlanisi: Tencereye yikanmis mercimekleri ve suyu koyup haslayalim. Mercimekler iyice yumusayinca atesten alalim. Bulgurlari ekleyip karistiralim, tencerenin kapagini ortup 10 dakika bekletelim. Tavada siviyagi ve kup kup dogranmis soganlari pembelesinceye kadar kavuralim, salcayi ekleyip 1/2 dakika daha kavuralim. Buyuk bir kaba kavrulmus salca-sogan karisimini, mercimek-bulgur karisimini, ince dogranmis taze sogan ve maydanozu, limon suyunu ekleyerek yoguralim. Yogurdugumuz harctan ceviz iriliginde parcalar koparip elimizde sıkıp servis tabagina dizelim.

Marul yapraklari ile servis yapalim.

Tariflerimizin her birinin dili baska. Bu tarif istek kipinde yazilmis. Insani ozendirmek midir amaci bilemedim ama benim isteklerim de ayni yonde. Kesinlikle mercimek koftesini yukarida anlatildigi gibi yapalim. Ayrica bir tarihte evde "Mercimek Koftesiiiiii" diye cigirttigim taktirde, mercimek koftesine kavusma garantisi verilmisti bana. Simdi burdan sesleniyorum:

MERCIMEEEKKK KOFTESIIIIIIIIII.......

Not: Aslinda ramazanda yemek tarifi yazmaktan kaciniyorum, neyseki bu tarife istah acici resimler bulup da ekleyemedim.  Bu seferlik affedin.


Bumerang - Yazarkafe